Dünya üzerindeki her şey kendiliğinden olur.
Çünkü insan uyumaktadır (Maurice Nicoll).
Başlangıç durumu
Sıradan bir yaşam sürdürmekte olan Dorothy, Kansas kırsalında çiftçi Henry enişte ve Em teyze ile birlikte yaşıyordu. Evlerini inşa etmek için kilometrelerce uzaktan at arabasıyla kereste taşımak çok zor olduğundan evi çok küçük yapmak zorunda kalmışlardı. Salonun bir köşesinde Dorothy, diğer köşesinde teyzesi ile eniştesi yatıyordu. Kiler ve tavan arası da yoktu (1).
Kansas kasırgalara da açıktı. Toprağa kasırga sırasında sığınabilecekleri bir çukur kazmışlardı. Güneş öyle güçlüydü ki, sıcaktan pişen toprak gri bir kütleye dönüşmüştü. Çimenler bile yeşil değildi. Başlangıç durumunda yaşam tekdüzeydi ve grilik başattı.
Bu kısa başlangıçta yazar tüm ayrıntıları sunar okura. Dönüştürücü öge hemen gelir.
Dönüştürücü öge
Yalnız Dorothy’nin köpeği Toto siyahtı. Neşeli ve oyuncu bir köpekti. Günlerden bir gün Toto oyun oynamaktan vazgeçti. Henry Enişte de kaygıyla gökyüzüne baktı. Eniştesi “Kasırga geliyor, Em”, dedi. Ne yazık ki sığınağa inemeyen Dorothy, köpeği Toto ile evle birlikte uçan bir balon gibi yükselmeye başladı. Güney ve kuzey rüzgârları tam evin olduğu yerde birleşmiş ve bir hortum yaratmışlardı. Rüzgâr evi harika bir bölgeye uçurdu. Heybetli meyve ağaçları, yemyeşil çimenler ve kuşların olduğu renkli bir dünyaya indiler. Erkeklerin şapkaları ve giysileri maviydi. Çizmeleri ise koyu mavi. Ufak tefek kadının ise şapkası beyaz, omuzlarından pileler halinde dökülen elbisesi beyazdı. Küçük yaşlı kadın onlara yaklaştı, “Kıtırsoyluların diyarına hoş geldin, ey asil Büyücü,” dedi. “Doğu’nun Kötü Cadısı’nı öldürdüğün için sana minnettarız”.
Ev Doğu’nun Kötü Cadısı’nın üzerine düşmüştü. Dorothy şaşırdı. O nasıl olurdu da birini öldürebilirdi? Hem de Doğu’nun Kötü Cadısı’nı? Dorothy kimseyi öldürmediğini söyledi. Küçük yaşlı kadın, “O zaman evin öldürdü,” dedi. Yaşlı kadın tahtaların arasına sıkışmış iki ayak gösterdi. Dorothy evin kirişinin köşesine sıkışan sivri burunlu gümüş ayakkabıları da gördü (2). Meğer konuştuğu Kıtırsoylu yaşlı kadın Kuzey’in İyi Cadısı’ymış ama Kötü Cadı kadar güçlü olmadığı için onu öldürememiş.
Kıtırsoylular ve Kuzey’in İyi Cadısı
Aslında koca Oz’da dört cadı varmış. Kuzey ve Güney’de yaşayanlar iyi cadılar. Doğu ve Batı’da yaşayanlar kötü. Doğu’nun Kötü Cadısı’nın ölümü için Dorothy vasıta oldu. Şimdi Batı’da yaşayan Kötü Cadı yok edilmeliydi. Dorothy sadece eve dönmek istiyordu. Tehlikelerle dolu çölden geçmesi ise çok zordu.
Kansas çok uzakta kalmıştı, çölü geçerken Batı’nın Kötü Cadısı’nın yönetiminde olan bölgeye girmek zorundaydı ki bu köle olmak ya da ölmek demekti. Dorothy hüngür hüngür ağlamaya başladı. Yaşlı kadın çok üzüldü ve başlığını çıkardı, başlık yazı tahtasına dönüştü.
“DOROTHY’NİN ZÜMRÜT ŞEHRİNE GİTMESİNİ SAĞLA”
Yaşlı Büyücü kıza yaklaştı ve onu alnından öptü. Artık, “Sana kimse zarar veremez,” dedi. Dorothy de yola çıkmak için hazırlanmaya başladı. Evde Doğu’nun Kötü Cadısı’nın gümüş ayakkabılarının masada durduğu aklına geldi. Eski ayakkabılarını çıkardı, gümüş olanları giydi. Bu ayakkabılar büyülüydü ama ayakkabıların gücünü kimse bilmiyordu (2).
Dorothy ile Toto’nun yolculuğu
Dorothy’nin üzerinde beyaz mavi ekose bir elbise vardı. Beyaz, cadıların rengiydi. Mavi de Kıtırsoyluların. Yolcularımız bostanların, buğday tarlalarının arasından yürüdüler. Kötü Cadı’yı öldürdüğü için yolda karşılaştıkları Kıtırsoylular ona saygı gösteriyorlardı. Dahası üzerinde kendi renkleri olan mavi ve cadıların rengi beyaz vardı. Bu durumda ona olan saygıları bir kat daha artıyordu.
Korkuluk’la karşılaşma
Yolda mısır tarlasında, direğe yerleştirilmiş ve içi samanla doldurulmuş bir Korkuluk gördüler. Ona göz kırpan Korkuluk’la konuşmaya başladı Dorothy. Korkuluk ondan kendisini bu direkten kurtarmasını istedi. Kolayca başardı bu işi Dorothy. Korkuluk ona beyninin olmadığını, bir şey öğrenemediğini söyledi. O da Dorothy ile Zümrüt Şehri’ne gitmeye ve Oz’dan beyin istemeye karar verdi. Dorothy’nin yitik nesnesi evi. Kansas gri ama Dorothy, “İnsanın evi gibisi yoktur,” dedi. Korkuluk ise dünyada en değerli şeyin beyin olduğunu düşünüyordu (3).
Teneke Adam’la karşılaşma
Uzun bir süre ormanda yürüdüler ve çok yoruldular. Korkuluk kütükten yapılmış bir kulübe görünce içeri girip bir güzel uyudular. Korkuluk bir köşede sabaha kadar onları bekledi. Kulübeden çıktıklarında bir inleme sesi duydular. Tenekeden yapılmış bir adamla karşılaştılar. Eklemleri paslandığı için çok ağrı çekiyordu. Gece kaldıkları kulübeden yağdanlık getiren Dorothy Teneke Adam’ı yağladı.
Teneke Adam iyileşir iyileşmez bir kalp istediğini söyledi ve hikâyesini anlattı. Oduncuymuş ve Kıtırsoylu bir kıza âşık olmuş. Kızın birlikte yaşadığı yaşlı ve tembel kadın, ”Kız giderse benim halim ne olur,” diye kızın evlenmesini istememiş. Doğu’nun Kötü Cadısı’ndan bu evliliği engellemesini istemiş. Cadı yaptığı büyülerle oduncunun kendi baltasıyla bacağını kesmesini sağlamış, oduncu tenekeden bacak yaptırmış. Buna kızan cadı sırayla, kendi baltasıyla diğer bacağını, kollarını ve gövdesini kesmesi için büyü yapmış ve bu arada kalp de gitmiş. Kalbi olmayan biri âşık olabilir mi? Bu durumda Teneke Adam’ın da yitik nesnesi kalp olmuş (4).
Korkak Aslan’la karşılaşma
Ormanda yol alırken Teneke Adam’ın baltası çok işe yaradı. Sık ağaçların arasından onun baltasıyla dalları kesmesi sayesinde geçtiler. Ormanda bir kükreme sesi duydular. Toto’yu ısırmaya kalkan bu aslanın aslında korkak olduğunu çok kısa bir sürede anladılar. Koskocaman ormanlar kralının cesareti yoktu. “Ben de Oz’dan cesaret isteyeyim,” dedi (5).
Zümrüt Şehri’ne yaklaşırken hendekler
Büyük bir ağacın altında kamp kurduklarında Teneke Adam bir ateş yaktı. Aslan ormana gidip avlandı. Korkuluk fındık dolu bir ağaç buldu ve Dorothy’nin sepetini fındıkla doldurdu. Kalbi ve beyni olmayan masal kişileri zorluklar karşısında çözümler ürettiler ama ürettikleri çözümlerin farkına varamadılar. Aslan da geçilmesi çok güç bir hendekle karşılaştıklarında arkadaşlarını cesaretle sırtına alarak karşıya geçirdi.
Daha sonra çok daha derin bir hendekle karşılaştılar. Aslan bu hendeğin üstünden atlayamayacağını hemen anladı. Korkuluk düşündü, “Hendeğe yakın duran ağacı Teneke Adam keser, ağaç hendeğin diğer yanına düşer, biz de kolayca geçeriz,” dedi. Aslan, “Bunu duyan başında saman yerine beyin var sanır,” dedi. Korkuluk düşünebildiğinin farkında değildi. Korkuluk hendeğin kendi durdukları taraftaki ucunu kesmesini istedi. Canavarlar uçurumun dibini boyladı (6).
Kahramanlarımız uykuda olduklarının farkında değiller. Nicoll’ün, “Yaşam uykusunun hapishanesi” olarak tanımladığı bir konumdalar. Kendinden hoşnut bir uykuda olmak bu olsa gerek. Korkuluk da düşünmüyordu uykusu bozulmasın diye. Sadece tahayyül ettikleri (imajinasyonlarındaki) şeylere inanıyorlardı (7). Oz Büyücüsü onlara yitik nesnelerini verecekti. Bundan hiç kuşku duymadılar.
Zümrüt Şehri’ne yaklaşırken ölümcül gelincik tarlaları
Ağaçlar azaldı, hızla akan geniş bir nehre vardılar. Teneke Adam bir sal yaptı. Suyun öteki tarafındaki sarı tuğlalı yolun Zümrüt Şehri’ne doğru uzandığı görülüyordu. Sal akıntıya kapıldı ve giderek sarı tuğlalı yol onlardan uzaklaştı. Korkuluk elindeki sırığı sertçe dibe doğru itince sırık nehrin dibine saplandı. Neyse Aslan kuyruğunu kullanarak salı kıyıya çekti. Büyük bir leylek de Korkuluk’u kurtardı.
Az sonra kokularıyla uyku veren gelincik tarlalarına vardılar. Dorothy hemen uyudu. Bu koku sadece Teneke Adam ve Korkuluk’u etkilemiyordu. Aslan’a koşarak uzaklaşmasını söylediler, kendileri de uyuyan kızı taşıdılar (8). Aslan gelincik tarlalarının sonuna geldiğinde uyumuş kalmıştı. Yolda yaban kedisi, tarla farelerinin kraliçesine saldırdı. Teneke Adam yaban kedisinin başını hızlı bir darbeyle gövdesinden ayırdı. Kraliçe kurtulunca fareler de Aslan’ı bulunduğu yerden çektiler, mis gibi havayı soluyacağı bir alana getirdiler.
Oz Büyücüsü’yle karşılaşma
Yeniden yola koyuldular. Orman geride kalmıştı. Yolun kenarındaki çitler ve evler yeşile boyanmıştı. Dorothy şehre yaklaştıklarını anladı. İnsanlar zümrüt yeşili kıyafetler giymiş, sivri uçlu şapkalar takmıştı. Büyük bir çiftlik evine geldiklerinde kapıyı çaldılar. Ev sahipleri yiyecek ikram ettiler ama istediği her kılığa bürünebilen Oz’u görmenin çok zor olduğunu söylediler. Onlar da kalp, beyin, cesaret aradıklarını ev sahibine söylediler. Kadın, “Oz her şeyi yapabilir,” dedi.
Ertesi sabah yola koyulduklarında gökyüzünde yeşil bir parıltı gördüler. “Bu Zümrüt Şehri olmalı”, dedi Dorothy. Şehri çevreleyen surlara öğleden sonra ulaştılar. Yüksek surlar kalın ve parlak yeşildi. Sarı tuğla yolun sonunda da büyük zümrütlerle bezenmiş bir kapı vardı. Büyük Oz’un kapısına dayandılar. Öyle parlak bir ülkeye gireceklerdi ki kapıdaki muhafız onlara birer yeşil camlı gözlük verdi (9). Sırayla büyücünün yanına girdiler ve yitik nesnelerini söylediler. Büyücü her birine ayrı bir kılıkta göründü: Baş, Canavar, Ateş Topu ve Hanımefendi.
Dorothy onu Baş kılığında gördü. Oz Büyücüsü’nün çok zor bir koşulu vardı. “Seni Kansas’a yollarım ama Doğu’nun Kötü Cadısı’nı öldür,” dedi. Dorothy kimseyi öldüremeyeceğini söylediğinde, “Güçlü bir efsun taşıyan gümüş ayakkabıları giyiyorsun”, diye ona gücünü hatırlattı (10).
Ayakkabılarının ona güç vereceğini hiç anlamadı Dorothy. Bu konunun üzerinde durmadı. Dorothy başaramayacağına inanmıştı bir kez. Nicoll, alıştığımız biçimde düşündüğümüzü, düşüncelerimizin de her zaman aynı çember üzerinde dolandığını söyler. Çok güçlü oldukları için değiştirilmeleri zordur. Zihnin yarattığı alışkanlıklarımızla özdeşleşiriz ve hiçbir şey onları değiştiremez. Tıpkı duygu alışkanlıklarımız ve hareket alışkanlıklarımız gibi (11).
Kötü Cadı’yla karşılaşma
Zümrüt Şehri’ni arkalarında bırakarak dağlık arazide yol almaya başladılar. Batı’nın Kötü Cadısı’nın tek gözü vardı ama gözü çok güçlüydü ve onları gördü. Kurtları onların üzerine saldı. Teneke Adam baltasıyla kurtları kesti. Kötü Cadı kargaları yolladı. Bu kez de Korkuluk görevi üstlendi. Arılar geldiğinde ise Teneke Adam dışında herkes saklandı, Teneke Adam’a saldıran arıların iğneleri kırıldı. Teneke beden iğnelere karşı dayanıklıydı.
Kötü Cadı’nın üç kez emir verebileceği sihirli bir şapkası vardı. Daha önce iki kez çağırmıştı, üçüncü kez şapkanın görevlendirdiği uçan maymunları çağırdı ve Aslan dışında hepsini yok etmelerini istedi. Aslan’dan yararlanmak istiyordu. Kanatlı maymunlar gerçekten Teneke Adam ve Korkuluk’a zarar verdiler. Aslan’ı da bağladılar. Dorothy’nin alnındaki parlaklığı ve gümüş ayakkabıları görünce maymunlar da Cadı da ona zarar vermeye cüret edemediler.
Kızı bir köle gibi çalıştırmaya başladı Cadı. Onu dövmekle tehdit etse de alnındaki iz yüzünden dövmeye kalkışamadı. Cadı aslında onun gümüş ayakkabılarını almak istiyordu. Mutfakta bir direği görünmez yaptı ve kız da ayağı takılınca düştü. Düşerken Gümüş Ayakkabılar’ın teki ayağından çıktı. Ayakkabısını geri almak isteyen kıza, Kötü Cadı ayakkabıyı vermedi ve diğerini de alacağını söyledi. Hemen yanında duran bir kova suyu öfkeyle cadının başının üstünden döktü ve cadı erimeye başladı (12).
Teneke Adam ve Korkuluk’un onarılması ve dönüş
Kötü Büyücü’den kurtulan Kırpıklar öyle sevinçliydiler ki onlar için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Tenekeciler ezilmiş olan Teneke Adam’ı bir güzel onardılar: Eğdiler, büktüler, lehimlediler ve cilaladılar. Korkuluk için de uzun bir ağaçtan gövde yaptılar. Giysilerinin içine de temiz saman doldurdular. Böylece şans eseri tüm sorunların üstesinden gelmiş oldular. Ayrılırken Cadı’nın dolabını açan Dorothy Altın Şapka’yı gördü. Kendi şapkasını bir kenara koydu ve Altın Şapka’yı başına geçirdi. Şapkanın gücü konusunda hiçbir bilgisi yoktu.
Yeniden zorlu bir yolculuk başladı, doğuya, güneşin doğduğu yere gitmek zorunda olduklarını biliyorlardı. Artık yolu kaybettiklerine inanmışlardı ki Dorothy tarla farelerinin ona verdiği düdüğü çalmayı ve onları çağırmayı akıl etti. Farelerin Kraliçe’sinin sihirli şapkayı Dorothy’e hatırlatması çok iyi oldu. Altın Şapka’nın astarında yazan sihirli sözcükleri okudu Dorothy. Kanatlı Maymunları çağırdı ve Zümrüt Şehri’ne gitmek istediklerini söyledi. Havada süzülerek uçtular, yolda maymun şapkayı üç kez kullanabileceğini Dorothy’ye anlattı. Dorothy aşağıya baktığında Zümrüt Şehri’nin pırıl pırıl parlayan duvarlarını gördü (13).
Oz Büyücüsü’nün gerçek yüzü
Onları yine kapıdaki muhafız karşıladı. Oz önce nazlandı. Dorothy onu tehdit edince taht odasına kabul edildiler. Oz kendini göstermeden sesini duyurdu. Dört arkadaş Kötü Cadı’yı öldürdükleri için ondan sözünü tutmasını ve Aslan’a cesaret, Korkuluk’a beyin, Teneke Adam’a kalp vermesini istediler. Dorothy sadece eve dönmek istiyordu. Oz biraz düşünmek istediğini söyleyince Aslan kükredi. Toto korkudan zıpladı ve paravanı devirdi. Sonunda Aslan kükredi ve paravanın arkasından kırışık yüzlü, ufak tefek bir ihtiyar ortaya çıktı. Onların gözlerinde büyüttükleri gibi bir adam değildi Oz Büyücüsü. Üstelik sıradan bir adam olduğunu kendisi söylüyordu yaşlı adam. Meğer o bir şarlatanmış. Çevre yeşil gözlük takıldığı için zümrüt gibi görülüyormuş. Onlara beyin, kalp, cesaret verecek kadar bilgisi ve yeteneği yokmuş. Oz daha önce sirklerde çalışan, sesinin her yönden gelmesini sağlayacak becerisi olan bir vantrilok olduğunu söyledi.
Dördü de onun şarlatan olduğunu öğrenmelerine karşılık onun bir şeyler yapabileceğine inanıyor ve ondan istemeye devam ediyorlardı. Alışkanlıkları nedeniyle kendi iradelerinin dışındaki itkiler alışılmış beyinde alışkın oldukları yolları bulmuşlardı yine.
“İstediklerimizi bize ver,” demekte ısrar eden Korkuluk’a, Aslan’a, Teneke Adam’a ve Dorothy’e ertesi gün gelmelerini söyledi Oz.
Yitik nesnelerine kavuşanlar
Ertesi gün Oz, Korkuluk’un başındaki samanları aldı ve yerine bir ölçek kepek koydu, boş kalan yerlere de saman tıkıştırdı. Korkuluk bir beyni olduğu için çok sevinçliydi. Teneke Adam’ın da göğsünü açtı ve içi talaşla doldurulmuş ipek bir kalbi göğsüne yerleştirdi. Teneke Adam’a bunun nazik bir kalp olduğunu söyledi. O da çok sevindi. Aslan’a da yeşil renkli bir şişeden bir sıvı içirdi. Kendi kendine gülümseyerek, “Şarlatanlıktan nasıl vazgeçebilirim ki, hele de insanlar yapamayacağımı herkesin bildiği şeyleri yapmamı isterken…” dedi (14).
Bir balonla birlikte gitmeyi önerdi Oz. Dorothy balona yetişemedi. Çünkü Toto ortalarda yoktu. Balon havalandı ve Dorothy ile Toto balona binemediler. Zümrüt Şehri’nin yönetimini Korkuluk aldı. Korkuluk sihirli şapkayla kanatlı maymunları çağırmayı akıl etti. Maymun Kral o kadar uzağa gidemeyeceklerini, buralara ait olduklarını, çölü geçemeyeceklerini söyleyince çok çaresiz kaldılar ve yeşil bıyıklı askerlerden birini yardıma çağırdılar. Asker, Güney’in İyi Cadısı Glinda’nın onlara yardım edebileceğini söyledi.
Çeyreklikler ülkesine yolculuk
Güney Diyarı’na doğru yola çıktılar. İlk gün yeşil tarlaların arasından geçtiler. Yolda Oz’un o kadar da kötü bir insan olmadığı konusunda anlaştılar. Sık ağaçların arasından zorlukla geçtiler. Porselen evlerin olduğu bir diyara geldiler. Evler porselenden yapılmış ve parlak renklerle boyanmıştı. İnsanlar altın sarısı puantiyeli elbiseler giymişlerdi. Prenseslerin gümüş, altın ve mor renkli kıyafetleri vardı. Çobanlar pembe, sarı ve mavi çizgili pantolonlar, altın tokalı ayakkabılar giymişlerdi. Her şeyin renkli ama kırılabilir olduğu bu ülkede bir ineğin bacağının kırılmasına, bir kilisenin parçalanmasına yol açsalar da yapacak bir şey yoktu. Daha çok zarar vermeden bu ülkeden de geçtiler.
Ne yazık ki bu kez de yüzlerce kolsuz Çelik Kafa yollarını kesti. Çok çaresizdiler, Teneke Adam bir kez daha Altın Şapka’yı başına takıp sihirli kelimeleri söylemesini istedi kızdan. Üç kez çağırma hakları vardı ve bu son çağrıydı. Kanatlı Maymunların Kralı, “Emriniz nedir?” dedi. Dorothy, “Bizi tepeden geçirin ve Çeyrekliklerin ülkesine taşıyın,” diye yanıtladı. Maymunlar dört yolcuyu ve Toto’yu kollarına alıp uçurdular. Çeyreklerin ülkesi mutluluk ve refah içindeydi. Evler, köprüler, çitler kırmızıya boyanmıştı. Çeyreklikler de kırmızı giysiler içindeydiler.
İyi Cadı Glinda ile karşılaşma: Dönüştürücü öge ve bitiş durumu
Glinda yakuttan bir tahta oturuyordu. Dorothy cadıya hikâyesini anlattı ve Kansas’a dönmek istediğini söyledi. Cadı yardım edeceğine söz verdi ve karşılığında sihirli şapkayı istedi. Zaten üç kez emir verebileceği için Dorothy artık işine yaramayacağını söyleyerek şapkayı cadıya seve seve verdi.
Cadı, Altın Şapka ile Korkuluk’u Zümrüt Şehri’ne gönderdi. Cadı kanatlı maymunlardan Teneke Adam’ı Batı Diyarı’na götürmelerini istedi (15). Aslan da ormana dönmeyi seçti. Dorothy merakla bekliyordu. Cadı ona döndü ve “Gümüş Ayakkabılar’ın çölü geçmeni sağlayacak,” dedi. Dorothy’nin ayakkabılarının gücünü öğrenmesi dönüştürücü ögeydi. Bu gücü İyi Cadı Glinda vasıtasıyla öğrendi Dorothy. İyi kalpli cadıya ve arkadaşlarına veda ettikten sonra topuklarını üç kez vurdu ve şöyle dedi:
“Beni eve, Em Teyze’ye götürün”.
Modernleşme ve Oz Büyücüsü
Kitap 1900 yılında yazıldı. Frank Baum (1856-1919) Amerikalı, New York doğumlu. Kitap yazıldığında 1920’li yıllara çok az bir süre kalmıştı. Sanayi devrimi kırsal kesimin kentlere göç etmesine yol açtı. Amerika’ya 1800’lerin sonunda ve 1900’lerin başlarında göç eden göçmenler kentlere yerleştiler. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonrası sanayileşme ve kitle üretimi hızlandı. Otomobiller, otomasyon günlük yaşamı ve insanı dönüştürdü. 1870’ten 1920 yılına kadar Amerika’da kentlerde yaşayanların sayısı 10 milyondan 54 milyona çıkmıştı. 1920’li yılların başında Amerika’da ilk kez kentlerde yaşayanların sayısı, kırsal kesimde yaşayanların sayısını geçti (16).
Kitapta Kansas’ın kırsal alanında kulübede yaşayan Dorothy, teyzesi ve eniştesi gri renkteki doğa ile baş etmek zorundalar ve yalnızlar. Kansas kasırgası Dorothy ve köpeğini yemyeşil bir kente götürdü. Adı da Zümrüt Şehri. Masaldaki kentlerin tümü renklidir: Kırpıkların diyarı mavi, Zümrüt Şehir yeşil, çeyreklerin ülkesi kırmızı gibi. Kentler renkli, kırsal alan ise gri. Masalın dört kahramanı da kendini tanıma, kendine güvenme açısından modern toplumun, düşüncelerle özdeşleşen bireylerine benziyorlar.
Ouspensky bir konuşmasında modern insanın davranışları konusunda şunları söyledi: “Modern insan asla kendi rızasıyla hareket etmez, sadece dışsal uyaranlar tarafından uyarılan hareketleri tezahür ettirir. Modern insan düşünmez, bir şey onun için düşünür; o hareket etmez, bir şey onun vasıtasıyla hareket eder; o yaratmaz, bir şey onun vasıtasıyla yaratılır; o başarmaz, bir şey onun vasıtasıyla başarılır” (17). Düşüncelerinize inanır ve onları öylesine kabul edersiniz. Onlarla özdeşleşirsiniz. Masaldaki dört kahraman dış uyaranların aracılığıyla davranışlarını tezahür ettirdiler. Bir şey yarattılar ama yaratılana vasıta oldular. Yaratıcı olmadılar. Ouspensky kendini gerçekleştirme ve tekâmül etmenin gerekliliğini vurgular. Ardından Nicoll şunları söyler: “Günümüzdeki genel eğilim bireyi önemsizleştirmek […] ve insan gittikçe daha büyük ölçüde devlete bağımlı, devlet tarafından kontrol edilen bir kişiye dönüşmekte ve aslında, özgürlük adına daha az özgür kılınmakta” (18).
İstemsiz çağrışımlar büyücünün gücüne inanmalarına yol açtı. Mekanizma istemsiz olarak oluşturulmuştu ve kahramanlar döngüyü kırmak için çaba göstermediler. İzlenimleri istemsizce algıladıklarını düşünmediler. Özne olmanın koşulu olan yapmak zorunda olmak (zorunluluk), yapmayı istemek (istek), yapabilmek (güç), yapmayı bilmek (bilgi) dörtgeni (19) yok masalda. Kahramanlar kendi iradeleriyle ya da bir göndericinin yönlendirmesiyle yola çıkmazlar. Gereksindikleri nesnelere ulaşmak isterler ama kendi güçleri yerine, Oz Büyücüsü’nün gücünü yerleştirirler. Bu durumda gerekli bilgiyi edinmek için bir çaba göstermeleri de beklenemez.
Öneriler
- Çocuk romanlarına dair benzer yazı olarak önerimiz: Yaşlı Büyücüler ve Ged
- Çocuk romanlarında yaşlılık için diğer yazılar: Bilge ve Yaşlı Bir Nehir, Yaş Ayrımcılarına Kıvılcım Saçan Kız: Şerare Aydoğdu
- Romanlarda yaşlılık üzerine; Küçük Kadınlar’ın Sinbad’ı Josephine ya da Jo
- Babaanne olarak Seçil Büker’in torununa ve tüm torunlara yazısı için: Gönderen: Seçil Büker… Melisa Gürpınar eliyle Yağmur’a
- Ayrıca beğenebileceğiniz; Suret Atölyesi Tedrisatından Geçen Yaşlılar
- Halim Şafak’ın Ahmet Telli’nin “Arkadaşlık Günleriydi” Şiiri ve Yaşlılığı yazısı, “sonra işte yaşlandım” ve sonrasında Gülten Akın’ın yaşlılığı yazısı için de tıklayınız.
- Melisa Gürpınar’ın şiiriyle ilgili yazı için Melisa Gürpınar’ın yaza kavuşamayan sandalları ve kayıkları
- Meltem Ağrikli da Melisa Gürpınar’ın Kadın Yazısı‘nı anlattı
- Seçil Büker’in Bilge Karasu yazısı için Çerçevesiz Fotoğrafın Küçülen Yaşlı Kadını yazısını ziyaret ediniz.
- Film ve romanlarda yaşlılık imgeleri için Kategoriler bölümümüzü ziyaret ediniz.
- Film Değinilerimize bakmadan geçmeyiniz.
- Bize katılmak ve kendi yazılarınızın Sineyaşlılık sitesinde yayımlanmasını isterseniz, koşullarımız için Yazı Gönderme sayfasına bakmayı unutmayınız.
Kaynakça
1.Frank Baum.(2023). Oz Büyücüsü. (Çev. V. Yalçıntoklu). İş Bankası, s.7.
- Baum, 2023, s.9.
- Baum, 2023, s. 16.
- Baum, 2023, s.27.
- Baum, 2023, s. 39.
- Baum, 2023, s. 39.
- Nicoll, M. (2008). Gurdjieff ve Ouspensky’nin Öğretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar. (Çev. N. P. Kosova). Ruh ve Madde, 402-459.
- Baum, 2023, s.48 .
- Baum, 2023, s.58.
- Baum, 2023, s. 67.
- Nicoll, 2008, s. 303.
- Baum, 2023, s. 80.
- 13. Baum, 2023, s. 88.
- Baum, 2023, s. 104.
- Baum, 2023, s. 132.
- Terzioğlu, O. ve Çağla, C. (2021). Büyük Buhran ve Amerika’da Sosyal Politika. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(41), 871-926.
- Nicoll, 2008, s.306.
- Nicoll, 2008, s.542.
- Kıran, A. ve Kıran, Z. (2011). Yazınsal Okuma Süreçleri. Seçkin, s. 305.
Çocukların yakınları için notlar
- Yazıda vasıta sözcüğü italik yazıldı. Masaldaki kahramanların kendi istekleri doğrultusunda hareket etmediler ya da yola çıkmadılar. Bu konuda çocuklar uyarılmalıdır. Kendi amaçlarını gerçekleştirmek için bir izlence kurmadılar. İstekleri konusunda güç ve bilgi sahibi olmak için uğraşmadılar.




