Güneş Miyazaki ve Kiki’nin diyarında

Çocuklarla Film Okumaları Serisi 1

 

Kedi gözlerini açtı,

İçeri girdi güneş.

Kedi gözlerini kapadı,

İçerde kaldı güneş.

Akşam oldu sonunda,

Bizim kedi uyandı;

Bir baktım, karanlıkta

İki Güneş parladı (Maurice Carême, 1899-1978).

Güneş İstanbul’da bahçeli bir evde doğdu. Bahçede her renk kedi vardı. Kimileri kendilerine sunulan kuru mamaları yemek kimileri de ağaçların gölgesinde uyumak için gelirdi. Uykucular kim bilir nerede karınlarını doyuruyorlardı. Onu bilmek zordu. Demek onların başka tanıdıkları vardı çevrede. Güneş hepsini çok severdi. İçlerinden birinin Güneş’in gönlünde özel bir yeri vardı. Adını Siyah koydu onun. Siyah alfa bir kediydi. Alfa hareketli ve akıllı olur. Enerjisi de boldur. Siyah kısa bir sürede mutfak kapısını açmayı öğrendi. Patisiyle açıverirdi kapıyı eğer kilitli değilse.

Bu yazıda beş kişi var: Seçil, Güneş, Jiji, Felix ve Ben. Ben kim miyim? Anlatıcı. Hikâyedeki her şeyi görürüm ve duyarım. Yukarıdan bakarım. Benden habersiz hiçbir şey olmaz. Diğerlerinin görmediği olayları ben anlatabilirim.

Bir gün Seçil teyze ile Güneş birlikte film izlemeye karar verdiler. Seçil teyzenin aklına bir türlü Güneş’in sevebileceği bir film gelmedi. Bu arada onların film izleyeceklerini duyan Felix, yukarılardan bir yerden geldi ve Seçil teyzenin zihnine girdi, Küçük Cadı Kiki’yi onun zihnine yerleştirdi. Felix 1919 yılında yaratılan ilk çizgi film kahramanıydı. Sessiz film kahramanı olduğu için konuşamazdı. Sihirli güçleri vardı, Seçil teyzenin zihnine girebiliyordu.

Seçil Teyze filmi kendisinin bulduğunu düşündü ve Küçük Cadı Kiki deyiverdi.

Felix içinden, Hah hah! Kendi buldu sansın bakalım. Çocuklar benimle tanışsınlar diye Seçil’in aklına ben soktum. Filmde siyah bir kedi var. Kiki’nin arkadaşı. Adı Jiji. Beni de internette bulmaları çok kolay, Küçük Cadı Kiki de internette var, dedi.

Felix, yaratıldığı günden bu yana filmlerdeki siyah kedileri ne yapar ne eder bulurdu. Onlarla tanışır, tümünü kendi kardeşi gibi bilirdi. Seçil teyzenin de bu durumdan haberi yoktu tabii ki. Seçil, Felix’in onları dinlediğini bilmiyordu ve salonda televizyonun karşısına oturduklarında Güneş’e anlatmaya başladı.

“Filmin yönetmeni Hayao Miyazaki 5 Ocak 1941 yılında Tokyo’da doğdu. Babası savaş uçakları için parça üreten Airplanes’te yöneticiydi. Yönetmenin uçaklarla ilişkisi böyle başladı. Çocukluk yıllarında uçaklar çizdi. Uçmanın özgürlük olduğunu düşündü belki de.  Animelerinde uçan kahramanlar yarattı. Onun bu fotoğrafına bayılıyorum. Küçük Cadı Kiki çok güzel bir anime.”

Güneş hemen heyecanla, “Yanlış söyledin, animasyon!” diye itiraz etti. Seçil, “Japonlar animasyona ‘anime’ derler. Japonya dışındakiler de yalnız Japon animasyonları için ‘anime’ sözcüğünü kullanır” dedi. Ardından filmi birlikte izlemeye başladılar ve az sonra Kiki göründü.

Kiki de çimenlerde yatmıştı radyodan hava durumunu dinliyordu. “Batı’dan gelen hafif rüzgârlar ve yüksek basınç bulutları dağıtacak. Ayrıca bu gece dolunay var. Özel bir gece düşünüyorsanız bu gece uygun. Yarın güneşli, hafta sonu ise yağmur var.”

Bu açıklamayı duyan Felix gülümsedi ve içinden, Durun bakalım havanın güneşli olduğuna bakmayın siz. Neler olacak bir bilseniz, dedi.  

Seçil oyalanıyordu. Bir türlü ne anlatacağına karar veremedi. Felix usandı, Benim hayatta olduğum yıllarda çizgi filmler böyle uzun değildi, pek de uzun bir başlangıcı varmış. Bir türlü Kiki yola çıkamadı, dedi. Seçil onu duymadı ama sözü de fazla uzatmadı. “Miyazaki’nin filmlerinde filmin kahramanı genellikle küçük bir kızdır (shojo) ve yolculuğa çıkar. Yaşlı ya da genç başka kadınlar kahramana yardım ederler”. Güneş çok şaşırdı ve hayretle gözlerini kocaman açarak, “Tek başına mı yola çıkacak?” diye sordu. Seçil Teyze, “Evet tek başına hem de süpürgeyle uçarak,” derken gülümsüyordu.

Eve gelir gelmez Kiki annesine gece yola çıkacağını söyledi. Annesi Kokiri onu engellemeye çalıştı. Bir ay sonra yola çıkmasının daha doğru olacağını düşünüyordu. Sonra da siyah kedisi Jiji aynı gerekçeyi ileri sürdü. Felix içinden, Yandı Kiki şimdiden iki engelleyicisi var. İşi zor, dedi.

Kiki’nin annesine şifa için gelen komşu Dora teyze çok anlayışlı. Dora, anne Kokiri’ye buraya geldiğinde 13 yaşında olduğunu hatırlattı, Kiki’nin de evden ayrılabileceğini ekledi. Annesi de kızına yardım etmeye karar verdi. Çünkü anne yaşlı komşudan etkilendi. Dora teyze pembe bir elbise giymişti, şapkası da mordu. Boynundaki fular ise bordoydu. Yaşlıların böyle renkli giyinmeleri çok güzel. Seçil de renkli giyinmeyi sever.

Seçil, Güneş’e, anne Kokiri’nin sandıktan kendi siyah giysisini çıkardığını anlattı. Seçil gülümseyerek, “Annesi cadılar için uygun olan siyah renkli bir giysiyi aynanın karşısında kızına giydirdi”, dedi. Güneş siyah elbise giyme düşüncesinden pek hoşlanmadı. Büyük bir ciddiyetle, “Ben de istemezdim siyah bir elbise,” dedi. Seçil açıklama getirdi. “Siyah bir kod olarak kötülük, üzüntü gibi şeylerle ilişkilendirilir. Her zaman aynı şeyi göstermek için bir renk kullanılırsa o renk kod olur.”  Güneş, Kiki’ye hak verdi, “Cadıların siyah elbise giymek zorunda oluşu Kiki’nin de hoşuna gitmedi.” Seçil, Kiki’nin çok iyi yürekli bir kız olduğunu söyledi ve giydiği elbisenin renginin önemli olmadığını açıklamaya çalıştı.

Seçil, “Masallarda cadı kötüdür. Yaptığı büyülerle kişilere zarar verir. Nedense cadıyı pek çok masal ya da film yaşlı kadın olarak gösterir. Bu yaşlılara yapılan haksızlık. Cadılar Kiki gibi iyi yürekli ve yardım sever olabilirler. Siyah da kötü bir renk değil. Yönetmen Miyazaki kodu kırdı Güneş’im.”

Güneş’in aklı başına geldi. Büyük bir sevgiyle, “Doğru, Seçil teyze, ben en çok Siyah’ı seviyorum, çok haklısın.”  Bu konuşmaları duyan Felix, Haberiniz olsun gittikleri kentte Jiji bir beyaz kediyle arkadaş olacak, böylece sinemanın ilk renkleri oluşacak, dedi.

Seçil filmin ilk bölümünü özetledi: “Kiki ile Jiji saat kulesi olan bir kente indiler. Kentteki insanlar çok renkli giyiniyorlardı. Kiki az daha bir otobüsle çarpışacaktı. Bu küçük cadıdan tüm kentliler korktu. Kiki gülümsedi, ‘Kentinizi çok sevdim,’ dedi. Ona sadece yaşlı, mavi etekli, sarı ceketli bir teyze yanıt verdi, ‘Beğenmene çok sevindim’, dedi. Ne yazık ki o da diğerleri gibi arkasını döndü ve kaçtı.”

Güneş, “Yaşlılar renkli giymişler.” Seçil onu onayladı.

Seçil, “Kentin üstünde uçtuğu için Kiki’ye polis ceza verecekti.   Ama Tombo avazı çıktığı kadar bağırdı”, derken Güneş Tombo gibi bağırdı.

Tombo’yu hatırladığı için Seçil teyze sevinmişti. Çünkü Tombo, Kiki’nin en yakın arkadaşı olmak üzereydi. Ama komşuları rahatsız edeceklerini düşündü ve sessizce, “Güneş yavaş sesle konuşalım,” dedi. Güneş isteksizce, “Tamam anladım,” dedi. Seçil bu olayın üzerinde durmadı. O da Dora teyze gibi anlayışlıydı.

“Tombo renkli giyiniyordu. Kentteki kızlar da.” Bu Güneş’in hoşuna gitti. “Ben de en çok mor severim,” dedi.

“Kiki ısmarlanan pastaları uçarak evlere dağıtıyordu. Bir gün doğum günü olan bir oğlana hediye olarak siyah bir kedi biblosu götürdü,” diye kısa bir ekleme yaptı Seçil. Güneş ellerini çırparak, “Yaşasın hediye olarak siyah kedi biblosu yolluyorlar.”

Seçil, “Filmde bir siyah kedi daha vardı, hatırladın mı?” diye sordu. Güneş hemen hatırladı. “Alışveriş yapmak için girdiği dükkânda vardı,” dedi. Koştu sevinçle kendi kupasını getirdi. Kendi kupasının üzerinde de kedi vardı. Kupayı Güneş’e, Seçil vermişti. Güneş’in kupasındakiler maviydi. Dükkândaki ise siyahtı.

 

 

Seçil teyze, “Alışverişe çıktığında Kiki vitrinde kırmızı ayakkabılar gördü” dedi. Güneş, “Bayılmıştı ayakkabılara,” diye hemen Seçil’in cümlesini tamamladı.

“Tam o sırada arabaya doluşmuş renkli giysiler içindeki kızlar geçtiler. Tombo da aralarındaydı ve elbisesi siyah diye Kiki’yle alay ettiler.”

“Artık renklerle ilgili son sözü söylemenin zamanı geldi,” dedi büyük bir ciddiyetle Seçil. Kırsal bir alandan kente gelen Kiki, kentte büyümenin bir yolunu bulacak. Gel biz filmdeki karşıtlıklara bakalım. Filmdeki renklere bakmak, karşıtlıkları bulmak bizim yeni anlamlar çıkartmamızı sağlar.”

Güneş gülerek, “Seçil teyzem sen de okları kırmızı yaptın. Fark etmedim sanma,” dedi

Seçil sevecenlikle, “Ahh sen ne cadısın Güneş. Bir sonraki buluşmada tabloları çözümleriz, ben bir düşüneyim bu konuyu buluşuncaya dek.”

Seçil ile Güneş karşıtlıkları konuşurken gökyüzünden uçaklar havaalanına doğru süzüldüler. Renk renk kediler çitlerin arasından onların oturduğu salonun penceresine doğru koşturdular. Kedilerden söz edildiğini anlamışlardı. Kediler çok uzakta olsalar da kendilerini sevenleri hisseder ve konuşulanları duyabilirler.

Felix de çok mutluydu. Onları seyrediyor ve içinde, Yine siyah kediler kazandı, diye kıs kıs gülüyordu.

ÖNERİLER

Romanlardaki yaşlı temsilleri ve yaşlı-çocuk ilişkilerine dair eğlendirici ve bilgilendirici yazılar için tavsiyelerimiz:

NOTLAR
  • Maurice Carême’in şiiri, Yakup Yaşa’nın hazırladığı Fransız Şiiri Antolojisi’nden alınmıştır, 2020. İkaros, s. 501.
  • Küçük Cadı Kiki. Yön: Hayao Miyazaki, 1989. (Ghibli Stüdyoları, Japonya).
  • Yaşlı komşu Dora Teyze’nin Kiki’yi desteklemesi çok önemli. Yaşlı kadınlar, annelerden daha hoşgörülü ve anlayışlı olabiliyorlar.
  • Komşum Totoro. Yöneten: Hayao Miyazaki, 1988. (Ghibli Stüdyoları, Japonya).
  • Küçük Cadı Kiki. Yöneten: Hayao Miyazaki, 1989. (Ghibli Stüdyoları, Japonya). 
Önceki yazı
Oz Büyücüsü’nün Uyandıramadıkları
Sonraki yazı
Yaşlının Mülteci Dostu Olarak Portresi: Umut Limanı  

Son Yazılar

Menü