Elmer ve Büyükbabası Eldo Sınırın Ötesindeler mi?

Resimli Kitaplar Serisi 2

Seçil Büker

 

Sınırlar

Her zaman,

Her an,

Yakından,

Uzaktan

Birbirlerine bakışırlar,

Durmadan birbirlerine

Kendilerini taşırlar (1).

Özdemir Asaf’ın şiiri, Elmer ve diğer filler arasındaki “yakın ama uzak” olma durumunu çok iyi anlatıyor. Elmer renkli yamaları olan bir fildi. Gelin görün ki diğer filler ona gülüyorlardı. Elmer onlar gibi değildi. Sarı, turuncu, kırmızı, pembe, mor, mavi ve beyazdı. Diğer filler bildiğiniz fil rengiydi. Fil renginde olanlar, yamalı Elmer’i dışladılar. Şairin söylediği gibi içlerinden birine sınır koydular. Elmer onlardan biri değilmiş gibi düşündüler ve ona güldüler.

Elmer’i kendilerinden uzak tuttular ve öteki gibi gördüler. Yukarıdaki dizeleri yazan Özdemir Asaf aynı şiirde bu durumu şöyle açıklar: / Her ikisi de yakın/ Birbirine/ Her ikisi de uzak/ Bir/ Olasılığa /Karşı’dırlar.

“Bir” kısacık bir sözcük ama şiirin bir dizesini oluşturuyor. Çünkü çok güçlü. Ne yazık ki filler Elmer’in de kendilerinden biri olduğunu unutmuşlardı. Fillerden biri itiraz ederek “Elmer de bir fil, ayrımcılık yapmayalım!” dememişti. Sessizlik sarmalı herkesi içine almıştı. Filler dışlanma korkusuyla sessiz kalıyorlardı.

Çoğunluğun arasında olmak çok güven veriyordu. İçten içe Elmer’i sevseler de sessiz kalıyorlardı.

Yalnızlık Elmer’i canından bezdirmişti

Elmer kaçmaya karar verdi. Ormana gittiğinde diğer fillerin rengine bürünmek için çareler aradı. Bir çare de buldu.

Yalnız’ın

Sakladığı bir şey vardır;

Boyuna yerini değiştirir,

Boyuna onu arar..(2).

Elmer’in sakladığı şey renkli yamalı gövdesi. O nedenle yerini değiştirdi. Ormana kaçtı. Bedenle ilgili kaygı insanları da hayvanları da yalnızlaştırır. Çünkü bedendeki kusura diğerleri gülerler. Kusur gerçekten kusur mudur? Yoksa değişik bir özellik midir? Bedendeki değişik bir özellik bireyi ötekileştirmek için neden olamaz.

Henri Bergson bedenle ilgili kaygının komik olanı davet ettiğini söyler. Beden ruhun önüne geçer. Biçim özden üstün olmak ister. Komediler bir avukatla, doktorla ve yargıçla ilgili gülünç durumları, onların dış görünüşleri üzerinden kurarlar (3). Demek ki beden çağlar boyu ötekileştirmenin bir aracı olmuş.

Lekeler yok edilebilir mi?

Elmer gerçekten delice bir şey yaptı ve bedenindeki lekeleri yok etti.

Yalnız

Hem bilgesi

Hem delisidir

Kendi dünyasının (4).

Elmer mutluydu çünkü kimse onu tanımıyordu. Henüz çözümünün geçici olduğunu da bilmiyordu. Toplumlarda birliği kalın çizgilerle birbirinden ayıran ayrımcılık bireylerin kendi bedenlerine müdahale etmelerine yol açar. “Bedenlerimiz artık bize verildiği şekliyle kabul ettiğimiz veya yaşlanma gibi kaçınılmaz süreçler sonunda değişimine çaresizce teslim olduğumuz doğal varlıklar değil, tam tersine yeniden yarattığımız, doğal süreçlerine müdahale ettiğimiz varlıklar. Siyahların ten renklerini beyazlatması, iri burunluların burunlarını küçültmeleri bedeni ‘normalleştirmenin’ yollarından bazıları. Bedenimizi değiştirerek yeni biri olabileceğimiz vaadi önce etnik/ırksal ‘kusurları’ düzeltmenin bir aracı, öteki olmadan kurtulmanın bir yolu olarak görüldü” (5). Elmer de bedenine müdahale etti.

İnsanlar bedenlerini değiştiriyorsa Elmer neden değiştirmesin ki? O da insanlardan öğrendiğini uyguladı bedenine. Artık onu hiç kimse tanımıyordu. Oysa renkli Elmer gittiğinden bu yana toplum sessiz ve sakindi. Kimse gülmüyordu.

Fil sürüsünün canı sıkılıyordu

Elmer renkli bir kişilikti. Çevreye neşe saçardı. Elmer fillerin arasına karışmıştı ama kimse onu tanımıyordu. Herkes gibi olmuştu. Artık dayanamadı olanca sesiyle “BOOO!” dedi. Sonra herkes güldü.

Elmer erkek olmalı. Bu ad erkeklere veriliyor. Filler sürü halinde yaşarlar ama genellikle sürüde dişi filler vardır. Yaşlı dişi fil grubu yönetir. Anaerkil bir topluluk filler. Bizim Elmer daha çocuk olmalı ki sürüden de ayrı yaşayamadı. Annelerinin yakınında olmak istedi. Kendini onlardan ayrı hissedemedi. Fillerin yaşam biçimi sürü modeli. Filin kendisi olması bütünün parçası olmasına bağlıdır. Fil bu bağlantı ağı içinde bu dünyaya kök salar ve sürüye ait olduğunu duyumsar.

Tabii ki günün birinde Elmer’in bedenine yaptığı müdahale ortaya çıktı. Gerisini artık siz okursunuz. David McKee. Elmer’i yarattığın için teşekkürler.

Büyükbabası Eldo sınırın ötesinde değil

Yıllar geçti ve Elmer de yetişkin bir birey oldu. Gezgin büyükbabasını ziyarete etti. Büyükbabasının sevdiği meyveleri kafasında taşıdı. Ona armağan olarak sundu. Çok sevdiği meyveyi anımsadığı için büyükbaba  Eldo çok sevindi. Başka neler anımsadığını sordu Elmer’e. O da kayaların arkasındaki yoldan geçerken bir köşeye saklandığını ve büyükbabasının karşısına ansızın çıktığını, onu şaşırttığını anımsadı. Bunları düşünürken Elmer arkasına döndü ve büyük babasının orada olmadığını anladı. Büyükbaba bir zamanlar Elmer’in yapığı gibi BOOO diye ansızın ortaya çıkıverdi. Şaşırma sırası Elmer’deydi.

Mekân belleği

Kayaların arkasındaki yol Elmer’in de Eldo’nun da geçmişi anımsamalarına yol açtı. Bu kez oyuncular değişti, büyükbaba saklandı ve ansızın BOOO diye torununun karşısına çıktı. Elmer, “Bunu benim yapıyor olmam gerekiyordu,” derken çok mutluydu. Büyükbabası ile ortak bir paydada buluşmuştu.

Bellek neydi? “Geçmişteki deneyimleri, tecrübe ve yaşantıları anımsayabilme yetisi; deney veya tecrübeleri anımsama, zihinde canlandırma ve geçmişi şimdide koruma gücüydü” (6). Mekân büyükbabaya geçmişi şimdide koruma yetisini vermişti. O da çok güzel anımsıyordu BOOO yapma oyununu.

Nehire ve göle gittiler. Yağmur yağdığında bir mağaraya sığındılar. Elmer, “Eskiden anlattığın hikâyeleri anımsıyor musun büyükbaba?” dedi. Eldo düşünüyor gibi yaptı. Eldo aslında her şeyi anımsıyordu. Elmer onun şaka yaptığını anladı. Büyükbabası da ona, “Her şeyden güzeli beni ziyaret etmeyi anımsaman,” dedi.

Elmer çok küçükken ayrımcılığa uğramıştı. Kalıpyargıların ve ötekileştirmenin kişiyi nasıl etkilediğini biliyordu. Kalıpyargılar yaşlıların kişilik özellikleri, davranış kalıpları üzerinden geliştiriliyordu. “Olumlu olsunlar olumsuz olsunlar bize algılama süreçlerinde kısa yol sunuyorlardı” (7). Kitapta yaşlılara ilişkin kalıp yargılar yıkıma uğruyor. Büyükbaba ile torun arasında muhteşem bir ilişki kuruluyor. Yaşlıların kimi kez geçmişi unuttukları olur. Bu genelleştirilmemeli. Tüm yaşlılar “yaşlılar unutur” kalıpyargısı içine yerleştirilmemeli. Unutmayanlar da var, etkin olarak yaşama katılanlar da. Çocuklarda bu farkındalığın oluşması gerekiyor.

David McKee. (2024). Elmer. Mundi Çocuk.

David McKee. (2020). Elmer ve Büyükbaba Eldo. Mikado Çocuk.

Öneriler
Kaynakça
  • Özdemir Asaf. (2014). Yalnızlık Paylaşılmaz. YKY, 85. (Sınır Bir Çizgidir İki Okunur adlı şiirden alınmıştır.)
  • Özdemir Asaf, 2014, s. 113.
  • Henri Bergson. Gülme.(1996). Çev. Y. Avunç. Ayrıntı, s. 33-34.
  • Özdemir Asaf, 2014, s.114.
  • Arus Yumul. (2018). Ötekiliği Bedenlere Kayıt Etmek. (Der. K. Çayır ve M. Ayan). Ayrımcılık: Çok Boyutlu Yaklaşımlar. Bilgi Üniversitesi, s. 94.
  • Ahmet Cevizci. (2000). Felsefe Sözlüğü. Say.
  • Susan T. Fiske. (1998). Stereotyping, prejudice, and discrimination. Handbook of Social Psychology.2(1): 357–411.

 

Önceki yazı
Dedenin Kovası Her Zaman Doludur
Sonraki yazı
Kalıpyargıların Dışındaki Yaşlılar

Son Yazılar

Menü