Dedenin Kovası Her Zaman Doludur

Resimli Kitaplar Serisi 
Seçil Büker

 

Wilhelm Schmid büyükanne ve büyükbabalarla torunların ilişkisini  “sorunsuz ilişki” olarak tanımlar. O kadar doğru bir saptama ki bu. Gerçekten yaşamım boyunca başka sorunsuz bir ilişki yaşamadım ben. Yalnızca mutluluk, neşe ve coşkuya yer var bu ilişkide. Çatışmasız bir alanda her şeye yeni baştan başlamak gibi bir şey bu. Sorumluluğunuz yok, koşturmak zorunda değilsiniz. Melih Cevdet Anday’ın şiirinde dile getirdiği gibi yeni baştan yürümeye ve sevmeye başlıyorsunuz (1).

Yeni Baştan

Şimdi ne güzel yeni baştan

Yürümeye ve sevmeye başlamak…

Kumdan Kale Yayınları’ndan Işıl Erverdi resimli çocuk kitapları tarihini anlatırken ben içimden, “Şöyle güzel bir yaşlı temsili olsa,” diyordum. Çok ünlü çocuk kitabı yazarlarının yaş ayrımcılığının farkında olmadıklarını gözlemlemiştim. Yaşlılar bilgisayarın tuşlarını bir türlü öğrenemezlerdi.  Durmadan yanlış tuşa basarlardı. Uçurtma uçurdukları yıllarda kalmışlardı. Uzaktan kumandayla uçabilen uçakları yönetmeyi de bilemezlerdi. En kötüsü bu kalıp yargıların çocuk kitaplarında genelleştirilmesiydi.

Bir gece Işıl Erverdi’nin dersinde kovası suyla dolu bir dede karşıma çıkıverdi. “Erikson’un deyimiyle, bilgeliğe ulaşmış” bir yaşlıydı (2). Yaşama da çok etkin olarak katılıyordu.

Kitapta anne telaş içindeydi çünkü işe yetişecekti. Çocuklarını gözü görmüyordu. Küçük kız kardeşi Anna kulesini bozduğu için Feliks’in de canı sıkkındı.

Dedesi başını salladı: “Kardeşinin kovasını boşalttın. Boş olduğu zaman kendini kötü hissediyor.”

Şaka mı yapıyordu dedesi. Yok, şaka değildi kova oradaydı, tam da başının üzerinde.

Feliks aşağıya indiğinde annesinin çok telaşlı olduğunu gördü.

Kahvaltısını kendisi hazırlamak zorundaydı. Dolaba uzanan Feliks kutuyu devirdi. Annesi de ona kızdı. Feliks’in kovasından su damlaları ŞIP ŞIP yere düşmeye başladı.

Yaşam ne kadar zordu. Olumsuzlukların ardı arkası kesilmiyordu. Kova boşalıyordu.

Burada yeniden Schmid’e dönelim: “Büyükanne ve büyükbabalar torunlarıyla beraber, şeylerin ve insanların sürekli akış halinde olmadıkları asude mekân kültürüne mukimdirler” (3). “Mukim” bir yerde ikamet eden, oturan demek olduğuna göre yaşlılar hızın olmadığı asude bir mekân kültürü edinmişler ve orada oturuyorlar ve koşturanları seyrediyorlar. Torunlara kıyamıyorlar ve onlara kovanın dolu olması gerektiğini anımsatıyorlar.

Feliks, somut bir nesne (kova) aracılığı ile aslında kendisini gözlemliyor. İçinde barındırdığı olumsuzlukların farkına varıyor. Böylece dede torununa olumsuzlukları yok etmenin yolunu gösteriyor. Hem de torunun anlayacağı bir örnekle bunu gerçekleştiriyor. Somut, elle tutulur ve gözle görülür kova Feliks’in olumsuz duygularının toplandığı bir nesne. Korku, can sıkıntısı, öfke, kıskançlık gibi duygulara gölgelerimiz adını da verebiliriz. Bunlar bizim karanlık yönlerimiz.

Dedesinin ona sunduğu kova örneği Feliks’in karanlık yönünü fark etmesine yol açtı.

Binlerce gündür

boğuştuğum ejderler,

gölgeymiş meğer (4).

“Gölge bilinçli ve bilinçsiz zihin arasında eşikte bekler ve rüyalarımızda ona düşman, hayvan, canavar olarak rastlarız. O bilinçli benliğimizde kabul edemediğimiz her şeydir. Gölgenize ne kadar az bakarsanız o kadar güçlenir, sonunda bir tehlikeye, kaldırılamaz bir ağırlığa, ruhumuzun içindeki bir tehdide dönüşür (5).

Feliks olumsuz duygulara kapıldıkça kovasının boşaldığını fark etti. Bilge dede torununu dönüştürdü. Çünkü ikisi de asude zaman düzlemindeydiler. İşinde gücünde olan anne oğlunun dönüştüğünü fark etmedi bile. Hikayenin sonunu ben anlatmıyorum, dedeler ve torunlar kendileri okusunlar diyorum.

Aynı yaştadır,

gölde balık yutarken

dedeyle torun (6).  

Öneriler
Kaynakça

1.Melih Cevdet Anday. (2019). Bütün Şiirleri: Sözcükler. Everest, s. 39.

2.Nathan Billig. (2000). Üçüncü Bahar Yaşlılık ve Bilgelik. Ed. Çağrı Yazgan. Evrim, s. 33.

  1. Wilhelm Schmid.(2018). Anne Baba ve Büyükanne Büyükbaba Olmanın Sevinçleri Üzerine. Çev. T. Bora ve T. Demir. İletişim, s.55.
  2. Melisa Gürpınar. (2003). Küçük Şeyler. Alkım, s. 60.
  3. Ursula Le Guin. (1999). Kadınlar Rüyalar Ejderhalar. Metis, s. 39.
  4. Gürpınar, 2003, s. 63.

 

 

Önceki yazı
Hakan Savaş’ın Eksik Fotoğrafı
Sonraki yazı
Elmer ve Büyükbabası Eldo Sınırın Ötesindeler mi?

Son Yazılar

Menü