Bir gece,
Gecede bir uyku..
Uykunun içinde ben..
Uyuyorum,
Uykudayım,
Yanımda sen (1).
Yaşlının aşkı ve sorumluluk üzerine bir film Ruhların Sonbaharı (Our Souls at Night). Louis (Robert Redford) yalnız ve sırtı seyirciye dönük akşam yemeğini yer. Komşusu Addie (Jane Fonda) kapıyı çalar. “Benimle uyumak ister misin?” Oldukça şaşırtıcı olan bu soruyu sorduktan sonra devam eder. “Konuşa konuşa uyuruz.” Öyle “kötü” bir niyeti yok. Geceler zor geçiyor. İki yalnız yaşlının ilişkisini anlatmak Ritesh Batra’nın (2017) nereden aklına geldi? Kent Haruf’un Our Souls at Night adlı romanından tabii ki.
Yalnızlık iki türlü (2): duygusal ve toplumsal. Duygusal yalnızlık birisiyle yakın bir ilişki kuramadığında yaşlının yakasına yapışıyor. Toplumsal yalnızlık daha çok arkadaş çevresi ile ilişkileri kapsıyor. Addie o açıdan çok yalnız değil. Ama geceler bitmek bilmiyor. Evde özel sorunlarını konuşabileceği bir yakını yok. Bundan dolayı bir gece Addie, Louis’in kapısını çalar. Onu arada konuşmak sonra da uyumak üzere evine davet eder. Louis düşüneceğini söyler. O da yalnız. İlişkiyi kabul ettiğinde Addie’nin evinin arka tarafındaki bahçe kapısını tıklatır. Ön kapıdan girmek istemez. Komşular onu görmesinler, laf etmesinler. “Diğer bir engel de (cinsellik) ‘başkaları ne düşünüyor’un baskısıdır. Yaşlı kişi kendisine teklif edilen uzlaşmalı ideal karşısında boyun eğer. Rezaletten ya da sadece gülünç duruma düşmekten korkar, ‘başkaları ne der’in kölesi olur” (3).
Dedikoducular olmasa ne güzel olurdu
Kapferer haberin nadir duyulan türden olmasının söylentiye yol açtığını söyler (4). Demek ki iki yaşlının birlikte zaman geçirmeleri haber değeri taşıyor. Filmdeki kafe sahnelerini düşünürsek yine Kapferer’in vurguladığı bir olguyu gözlemleriz. Haberi duyan kişinin verdiği ilk tepki bunu bir başkasına anlatmaktır (5). Söylenti biraz da eğlenmek için yapılır. İkinci neden de arkadaşlarla buluşulduğunda söyleyecek bir sözün olmasıdır. Doldurulması gereken boşluklar vardır. Sessizlik dilimleri yinelenir durur (6). Addie ve Louis’in ilişkileri bu boşlukları doldurmak için çok iyi bir olanak sunar.
Louis de arada yaşlı erkeklerin gittiği kafeye takılır. Orada yaşlı erkekler dedikodu yapar ve eğlenirler. Louis dedikodudan ürker. Addie ondan ön kapıyı kullanmasını istediğinde olanlar olur ve ilişkileri duyulur. Kafede enerjisi ve gücü konusunda diğer yaşlı erkekler dalga geçtiklerinde Louis’in canı çok sıkılır. Bayağı öfkelenir. Olup biteni Addie’ye anlattığında kalıp konusunda farkındalığı olan Addie onu “eğitir”. Louis değişir ve kalıp yargıların verdiği baskıdan özgürleşir.
Addie’yi pazar günü kasabadaki bir lokantaya davet eder. Addie en çarpıcı renkli giysilerini seçeceğini söyler. de Beauvoir yaşlıların intikam alırcasına davranabileceklerini vurgular. Örneğin bahçede çıplak dolaşmak gibi (7). Kasabanın ana caddesinde kırmızı ceketiyle, Louis’in kolunda salınarak yürür. Pazar günü tüm kasaba ahalisi sokaklarda. Gözler de yaşlı çiftin üzerinde. Yaşının gereğini yap-yaşının gereğini yapma karşıtlığı bir kez daha gündemde.
Araştırmacılar sorgulamadan benimsenen kalıp yargılar konusunda tutulacak iki yol olduğunu vurgular. Biri ayrımcılık konusunda farkındalık geliştirmek ve üstü örtülü yapılan imaları değişik açılardan değerlendirmek. İkinci yol ise yerleşik kalıp yargıların değişmez olduğunu kabul etmek (8). İlişki başladığında Louis ikinci yolu seçer. Başkalarının onun yaşamını düzenlemesine izin verir. Bundan dolayı kafedeki yaşlı arkadaşları ilişkisini ima ettiklerinde çok öfkelenir. Oysa Sarit’e göre “Yaşlanmak değişmektir ama değişmek çökmek demek değildir. Gençler değiştiğinde onların geliştikleri düşünülür, yaşlılar değiştiğinde yaşlandıkları” (9). Yaşlılar yaşam döngüsünün sonunda gerçekten gelişiyorlar ama gelişmeyi seçerlerse. Louis biraz geç kaldı ama seçti gelişmeyi.
Oğul anneye aşkı yasaklar
Günlerden bir gün Addie’nin oğlu Gene (Matthias Schoenaerts) yanında oğlu Jamie ile çıkagelir. Eski öğretmeni Louis ile annesinin yaşamı paylaştıklarını daha kasabaya gelmeden duymuş. Oğlu ve torunu olan yaşlı bir kadın nasıl böyle davranır? “Ben yaşlıların cinsel faaliyetlerini sürdürmek için gösterdikleri inada ve çocuklarının bundan nasıl iğrendiklerine tanıklık ettim” (10). Oğlu bu ilişkiyi yakışıksız bulur. Tartışmalar sonuç vermez. Addie direnir. İlişkisini savunur. Gene, eşi onu terk ettiği için oğlunu annesine bırakarak ayrılır evden.
Daha önce Şiir (Lee Chang-dong, 2010) filminde Mi-ja’nın (Yoon Jeong-hee) yaptığı gibi Addie torununa bakmayı üstlenir [Şiir filmine dair Seçil Büker‘in yazısı için: Yaşlı Kadına Şiir Yakışır!]. Aileden vazgeçmek kırmızı giymeyi ya da dul erkekle ilişki kurmayı başarmak kadar kolay değil. Addie yoksul değil, ekonomik olarak üst konumda. Mi-ja yoksul ama o da torununa bakar. Torununa bakmak için her tür “işi” yapar. Palmore yetişkin evlatların kendi çocuklarını büyütmeyi [annelerine] büyükannelere kolayca devrettiklerini söyler. Ne zaman ihtiyaç olursa onlar torunlara bakmak için istekli olmalı. Torunlarına özen göstermeli ve sevecen davranmalı (11). Bu beklenti yaşlı büyükannenin içselleştirdiği bir kalıp yargı. Gerektiğinde torunlara kendini feda etmek onun kaçınamayacağı bir görev.
Addie aile bağlarının önemli olduğunu düşünür. Oğlu onu annelik görevi konusunda uyarır, dahası suçlar ve sonuç alır. Addie oğlunun evine giderek torununa bakmayı seçer. Film böyle olsa da, romanda oğlunun eşi eve döner. Oğlu çok açıkça tehdit eder annesini. Torununu ona göstermez, onunla telefonla bile konuşmasını yasaklar. Addie torununu görmek için Louis ile olan ilişkisini bitirmek zorundadır (12). Film, Gene’nin tutumunu böylesi kesin ve sert bir çizgiyle vermiyor ama aslında temel amacının annesinin ilişkisini bitirmek olduğu belli ediyor. Yönetmen belki de o acımasızlığı, anlayışsızlığı genç erkeğe yakıştıramadı. Biraz yumuşatmak istedi Gene’nin sert tepkisini.
Fedakar anne aileyi seçer
Addie filmde de romanda da kendi yaşamının denetimini başkalarına bırakır. Yoluna çıkan komşular değil, oğlu. Olsun! Keşke kendi seçtiği yolu deneyimlemeyi sürdürebilseydi! O yaşlı kadına yakışanı yapar ve torununu büyütmeyi üstlenir. Yaş ayrımcılığı yalnızca başkalarına yönelik bir olgu değil. “Yaşlının kendisine yönelttiği ayrımcılık” da var (13). İyi ve fedakâr bir anne olduğunu yaşamının her döneminde kanıtlamak zorunda kadın. Addie ayrımcılığın nesnesi olduğu konusundaki farkındalığını söz konusu olan torunu olduğunda yitirir. Kendisini oğluna ve torununa adar. Kendi yaşamını hiçe sayarak.
Raphael-Leff iki temel annelik modeli betimler. Birinde anne, bebeğin kendisini ona uymasını bekler (“düzenleyici” anne). Diğerinde kendisi bebeğe uyar. Bu durumda “kolaylaştırıcı” anne olmayı seçer (14). Yaşlıya hangi davranışın, hangi giysinin uygun olduğu toplumca belirlenmiştir. Bu durumda filmde de romanda da Addie var olan yaşlılık kodlarına uygun davranır. Kolaylaştırıcı anneliği seçer. Ailesini üzmez. 70’ine gelmiş kadına ne yakışırsa onu yapar. Sevgilisi ile gizlice telefonda sohbet etmeyi seçer. Tıpkı çok genç âşıklar gibi.
Her şeyi süpürebilirsin;
Sonbaharı süpüremezsin (15).
Öneriler
Yaşlı kadın aileyi seçer ama yaşlı erkeğe aşkın yasak olup olmadığını Yaşlı Erkeğe Aşk Yasak Değil: Sefer Tası‘nda bulabilirsiniz.
Yaşlı kadın bir de halayıksa onun aile düşü de çok mümkün değil: Halayık Aile Düşü Kurabilir mi? Aksaray’dan Bir Perihan
Yaşlı erkeğin emeklilikten sonra hala çalışma dünyasına girip giremeyeceğini ise; Emekli Çınarın İşe Dönüşü ve Genç Kuşakla İlişkileri: Stajyer yazısında.
Kaynakça
- Asaf, Özdemir (2018). Yalnızlık paylaşılmaz. İstanbul: YKY, 24.
- Thompson, A. & Michael A. & Smith, M. A. & McNeill, A. & Pollet, T. (2021). Friendship and loneliness in older adults. Yazarların gerekli izinleri alarak internete koydukları metin.
- de Beauvoir, S. (1970). Yaşlılık (Çev. M. A. Kayabal).İstanbul: Milliyet, 125.
- Kapferer, J. N. (1992). Dedikodu ve Söylenti (Çev. I. Gürbüz). İstanbul: İletişim, 41.
- Kapferer, 65.
- Kapferer, 71-75.
- de Beauvoir, 362.
- Sarit, A. G. & Filippowicz, A. & Langer, E. J. (2002). Acting your age. (Der. T. D. Nelson). Ageism: Stereotyping and prejudice against older persons. Cambridge, Mass. The MIT Press, 277.
- Sarit & Filippowicz & Langer, 280-281.
- de Beauvoir, 134.
- Palmore, E. B. (1999). Ageism: negative and positive. New York: Springer, 38.
- Haruf, K. (2016). Ruhların sonbaharı. (Çev. M. Gürsel). İstanbul: Editura, 139, 140.
- Marques, S. & Mariano, J. & Mendonça, J & de Tavarnier, W. (2020). Determinants of ageism against older adults: A systematic review. International journal of environmental resarch and public health. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7178234/
- Welldon, E. V. (1992). Anne: Melek mi, yosma mı? (Çev. S. Kunt & C. Kurultay). İstanbul: Ayrıntı.
- Özdemir Asaf,112.




