Yaş Ayrımcılarına Kıvılcım Saçan Kız: Şerare Aydoğdu

Yaş Ayrımcılarına Kıvılcım Saçan Kız: Şerare Aydoğdu

Patenli Kız’ın kahramanı Şerare. Onu Zeynep Cemali yarattı. İşitme engelli. Engeli ileri düzeyde bundan dolayı ses çıkarması zor, o da dudak okuması yapar. Yaz tatili için İstanbul yakınlarındaki Yeşilbağ’a konuk gider. Köyde genellikle yaşlılar var. Öğretmen Leyla yalnız, Almanya’daki torunlarını çok özler. Yaz aylarında iki hafta görür onları. Oğlu da bilgisayar alırsa görüntülü görüşebileceklerini söyler. Bilgisayar bilmece gibi gelir Leyla Hanım’a. Görüntülerle, yazılarla başa çıkmak olanaksız. O yaz köyde olan Şerare onun korkuyu yenmesine yardım eder. Şerare kararlılıkla, istekle ve sabırla Leyla’yı bilgisayar başına çiviler. Sabırlı, istekli ve kararlı gençler! İşte yaşlıların buna gereksinimi var. Yaşlılar da öğrenebilir. Daniel D. Schacter, “Yaşlılar belleklerinin kırılganlığından dolayı acı çekerler ama belleklerindeki soluk anılar güçlü duygular yaratabilir,” (1) der. Şerare köyde arkadaş olduğu yaşlılardan geçmişteki anılarını anlatmalarını ister. Yaşlıların geçmişlerine değer verir. Kulakları duymasa da “can kulağı” ile dinler onları. Dudak okumayı bilir, sonra da yazarak yanıt verir. Öğretmen Leyla hanımninesini anlatır ona.

Yaşlının kaderi: Yalnız kalmak

Kargabaş Ömer Dede de yalnız. Onun bilgisayarla görüşebileceği yakınları da yok. İki kedisi, iki köpeği var. Mahallenin çocuklarıyla arası iyi değil. Onları bahçesine sokmuyor. Eşini kaybetmiş. Nicolaisen ve Thorsen, eş, yakın akraba, arkadaş kaybının toplumsal ilişki ağını etkilediğini ve kaçınılmaz olarak yalnızlığı getirdiğini söyler. Ayrıca yaşlılıkta yeni arkadaşlar bulmak da daha zor (2). Ömer Dede yalnızca eşini değil, kızını da kaybetmiş. Weiss’e göre yalnızlığın iki temel biçimi var: duygusal ve toplumsal. Yakın arkadaş ilişkilerinin yokluğu duygusal boşluğa yol açar. Geniş bir ilişki ağından yoksun olmaksa toplumdan soyutlanma demektir (3). Bu özellikleri taşıyan Ömer Dede günlerden bir gün patenli kız Şerare ile karşılaşır. Kıvılcımını saçar Şerare. Ömer Dede onu çok sever. Kaybetmek korkusuyla engelli olduğunu söyleyerek Şerare’yi uyarmak ister. Sonra da “Şerare alındı ya gelmezse,” diye hayıflanır durur. Kendi kendine söz verir: “Bir gelsen çocukların ekip biçeceği minik bostanlar yapacağım, onlar için kameriyeler, çiçek bahçeleri yapacağım.” “Etkin olarak çevreyi dönüştürmek evde edilgin oturmaya yeğlenmeli,” diyerek bu konuyu gündeme getirir Oswald ve Hunter (4). Bu noktada Lawton’ın “çevre için öngörülü etkinlik” (environmental proactivity) olarak tanımladığı etkinliğe de gönderme yapar. Biz romanda Kargabaş Ömer Dede’nin Lawton’ın kavramsallaştırdığı olguyu gerçekleştirdiğini gözlemliyoruz.

Yaşlı küsebilir

Ömer Dede Şerare’yi beklerken Tık Tık Yaşar Dede çıkagelir. Yıllar önce Ömer Dede ile neden küstüklerini düşünerek bahçeden eve doğru yürür. Bastonunu tıklata tıklata eve girer. Ömer Dede’ye Şerare için geldiğini söyler. “Başka bir şey için gelmezdim” demek istercesine. Ömer Dede’nin “Tiryaki’de yapacak dedikodu kalmadı mı?” diye sormasıyla Tık Tık Yaşar, Ömer Dede’nin kendisine “Dedikoducu bunak!” dediğini anımsar. Tık Tık Yaşar’ın ilişki ağı iyi. Tiryaki Çay Bahçesi onun toplumsallaştığı bir yer. Onun arkadaşlık için Ömer Dede’ye gelmesine gerek yok. Şerare’yi yazdığı kitap için evine gidip kutlayalım demek için gelmiş. Ömer Dede tabii ki gitmek istemez. Tık Tık onu “vahşi” olarak nitelendirir. Tık Tık Yaşar Dede görünürde “yalnız” değil. Aslında o da yalnız. Ailesi var. Kızı da eşi de yaşıyor. Ama kızı onu yaşlı olduğu için küçümsüyor.  “Senin gibi çenesi düşük ihtiyarı ancak sağırlar dinler,” diyor. Yaşlıların çenelerinin düşük olduğunu söylemek önyargı. Cuddy ve Fiske’ye göre önyargı ayrımcılığın duygusal olanı (5). Tık Tık Yaşar Dede’nin kızı babasıyla sıcak bir ilişki kuramıyor, bu ilişkiyi kurabilen Şerare’yi engelli diye küçümsüyor.

Ayrımcılığın en sinsi olanı: Yaş ayrımcılığı

Önyargı her zaman düşmanca olanı içerir. Butler (6) daha ilk sayfada temelleri atıyor. Yaşlılar hastalığı, güçsüz olmayı, yararsız olmayı ve ölümü anımsatıyorlar gençlere ve orta yaşlılara. Butler’dan çok önemli bir şey daha: Yaş ayrımcılığı çok sinsice varlığını sürdürüyor. Hiç ummadığınız yerde karşınıza çıkıyor. Tıpkı Yaşar Dede’nin kızının yaptığı gibi. Schacter araştırmacılara dayanarak yaşlıların zihinlerinin geçmişle meşgul olmasını küçümsemek yerine bunu yaşamı gözden geçirmenin bir yolu olarak düşünmek gerektiğini söyler (7). Tık Tık Yaşar “Kocadık diye herkes dudak bükerken o gülümseyerek yaklaştı bize,” der.

Mırmır Nine de görünüşte yalnız değil. Evde torunlar var. Bir ara kızı da çocuklarıyla geliyor. Aslında kadıncağızla ilgilenen yok pek. Oyalarını örüyor. Dizi izliyor. O da içten bir ilgi görmediğini fark ettiği için kendi kendine konuşuyor. Mırmır, “Sizin gibi değildi o, bana değer verirdi, beni dinlerdi,” dedi kendi kendine. Mırmır  da unutamadığı çocukluk anısını ona anlatır. “Bana deli diyorlar ama ben cin gibiyim,” der Şerare’ye. Onun yalnızlığına çaktığı kıvılcımla Şerare son veriyor. Anısını yazarak ölümsüz kılıyor Mırmır Nine’yi.

Dürbün Nimet oğlu, gelini ve torunlarıyla bir bakıma birlikte. Üst katta oturuyor onlar. O da sonradan pişman olsa da Şerare’ye çocukluk anısını anlatır. Anılar kitap olunca da Şerare’ye açtığı gizlerini torunları okuyacak diye başı ağrır. “Şeytanın sağ kolu” der Şerare için. Başkaları anlattığı için karar verir kendi anısını anlatmaya. Örselenmiş, engellenmiş bir kız çocuk çıkar anıdan. Onun aksiliğine hoşgörü göstermek gelir içinizden.

Gezgin Neşe hiç evlenmemiş, ailesinin tek çocuğu. Yalnız yaşıyor. Geziyor durmadan. Öğretmen Leyla dışında komşularla sıkı bir ilişkisi yok. Çocuk kimliğinden çıkamadığını söylüyor kendisi. Bodrum’a gitmeden önce Şerare için bir anısını yazıyor. Şerare’ye bir not var.

Güzel kız,

Altmış altı yaşında bir çocuğun anısı

İşine yarar mı, bilemem.

Sevgi ve başarı dileklerimle…

Ayrımcılığın her türlüsü ayrımcılığa uğrayan için yıpratıcı ve incitici. Bu romanı okurken çocuklar yaş ayrımcılığı konusunda farkındalık edinebilirler. Emeğine sağlık Zeynep Cemali. Ölümünden yıllar sonra yas tuttum senin için. İçim yandı. Ne güzel bir insansın sen. Yazdıklarınla yaşıyorsun. Ne yazık ki göremiyoruz seni. Yoksa yaşıyorsun.

**İtalikle yapılan vurgulamalar Seçil Büker’e aittir.

Çocukların yakınları için notlar
  • Yaşlı da öğrenebilir. Gencin sabırlı olması gerekir. Daktilo ile yazmaya alışkın oldukları için bilgisayar ve cep telefonu kullanırlarken zorlanabilirler. Bunu anlayışla karşılamak gerek.
  • Engelli kişilere ve yaşlılara yönelik her tür ayrımcılık konusunda gençler uyarılsa çok iyi olur.
Öneriler

Edebiyatta yaşlılık temsilleri konusunda daha fazla yazı okumak isterseniz:

Kaynakça
  1. Schacter, D. L. (2010). Belleğin izinde: beyin, zihin, ve geçmiş. (Çev. E. Özgül). YKY: İstanbul, 419-420.
  2. Nicolaisen, M.& Thorsen. (2014). Who are lonely? Loneliness in different age groups:18-81, using two measures of loneliness. The International Journal of Aging and Human Development,78 (3), 231.
  3. Aktaran, Nicolaisen, M.& Thorsen, 231.
  4. Rowles, G.D. & Oswald, F. & Hunter, E. G. (2003). Interior living enviroments in old age, 6 (Rowles-Oswald-Hunter-ARGG-2004.pdf).
  5. Cuddy, A. M. C. & Fiske, T. S. (2002). Doddering but dear: content, and function in streotyping of older persons. (Der. T. D. Nelson.). Ageism: Streotyping and Prejudice Against Older Persons. The MIT Press, Cambridge, 4.
  6. Butler, R. (1969). Age-Ism: another form of bigotory. The Gerontologist, 9 (4),  243.
  7. Schacter, 2010, 443.  

 

 

 

 

 

Önceki yazı
Otobüsün Camından Dışarı Bakmak
Sonraki yazı
Yaşlı Lezbiyen Saklambaç Oynamak Zorunda

Son Yazılar

Menü