Dalga: Deneyimin Dönüştürücü Gücü

 

Burcu Dikmen

Kristal bir gökyüzü ve yıldızlar

Geceleri öyle yakın ki yeryüzüne

Bir çocuk ancak bu kadar saydam

Ve korkusuzca yaklaşabilir ateşböceklerine (Ahmet Telli)

Korkusuzca Dalgalara Yaklaşabilmek

Karşımıza çıkan dalgalar, henüz bize bir tehlike oluşturmadığında ve bizi ıslatmadığı sürece onları merakla izlemek kolaydır. Özellikle de güvenli alanımızdaysak, martılar gibi biz de dalgaların hareketini keyifle takip ederiz.

Suzy Lee, Ayna, Dalga ve Gölge isimli sessiz kitaplarındaki sayfaların ortasında bulunan kat payını gerçeklik ve fantezi arasındaki sınırların göstergesi olarak kullanıyor.  Kırım çizgisi diye de adlandırılan bu çizgi bir anlatım aracına dönüşüyor.  Ben bu bilinen anlamın dışına çıkarak çizgiyi önyargılarımız olarak yorumlayacağım. Kitaba adını veren “dalga” metaforunu ise, hayatta karşımıza çıkan zorluklar.

 Büyüyen Dalga Korkutur

Ne zaman ki dalgalar sınırlarımıza yaklaşır, kapımıza kadar dayanır, işte o zaman ıslanmamak için geri adım atmaya meylederiz. Peki, o her zaman yanımızda olan, bizimle hareket eden martılar mı? Onlar ise ya çoktan kaçmaya başlamıştır ya da çoktan uzaklaşmıştır bile.

İşte tam da o anda, kapımıza dayanan zorluklarla gerçekten baş başa kaldığımızda başlar mücadele. Ancak mücadele şekli tamamen bize bağlıdır. Sınırımız içinde kalmaya çalışırken, dalgaya kafa tutup onu korkutmaya çalışabiliriz. Böylece dalganın geldiği yere geri döneceğini düşünüp kendimizi rahatlatabiliriz.

Ama bilirsiniz ki dalgalar, sadece tekrar gelmek üzere bir süreliğine geri çekilir. Sonraki dalganın boyutunu ise, dalga gelmeden tahmin etmek zordur. Dalgaya kibirle baktığımızda, dalganın ne kadar büyüdüğünü gözümüzün önünde olmasına rağmen görmeyiz. Hatta hep bizimle olan martıların uyarı işaretini de fark edemeyiz. Sonunda o dalga, hiç beklemediğimiz bir anda öyle bir çarpar ki yerle yeksan oluruz.

Dalganın Hediyeleri

Bu noktada, yüzleşmeyi daha fazla ertelemek yerine dalgaya kendimizi bırakmak en doğrusu olacaktır. Ve böylece, artık dönüşüm gerçekleşebilecektir.

Peki, dönüşüm nerede başlar? Bizi dönüştürebilecek olan nedir? Biricik benliğimizi bir damla suyla besleyip dev dalgalarla mücadele ettirecek olan ne? Belki de bu, yüzleşme cesareti gösterebilmekte; karşısına dikilmekte, dimdik ve kendinden emin durabilmektedir.

Yüzleşmeye cesaret ettiğimizde, geriye yaşanmışlıklarla kazandığımız tecrübeler kalır ki onlar, her daim bizimle kalacak bir hazine kadar kıymetlidir. Dalgalar, büyüme sürecimizin bir parçası olarak hep bizimle olacak olsa da sonuçta, siyah ayakkabılarımızla geldiğimiz o sahilden, dalga mavisi ayakkabılarımızla geri dönmemizi sağlar.

Notlar

Ahmet Telli’nin şiirinin adı: Acıyla Dolarken Günlerin Sarnıcı. Veda Divanı.  Kalır 11 (2021) Everest, s.463.

 

 

Önceki yazı
Yıldız Kardeşliği: The Straight Story
Sonraki yazı
Dadı Perdeyi Aralar

Son Yazılar

Menü