Köpekler Bale Yapar!

 

İjlal Kestal Erdoğan


Anna Kemp’in Köpekler Bale Yapmaz adlı kitabının karakterleri bir köpek,  köpeği çok seven kız çocuğu, baba ve bale öğretmeni. Karakterlere isim verilmemiş kitapta; baba da bale öğretmeni de coşkudan yoksun, yasakçı kalıpyargılı yetişkinler.

Küçük kız ve köpeği ise öykünün diğer tarafındadırlar; farklı olanı ötekileştirmeyen, heyecanlı, hayalperest, coşkulu, girişken ve sınırları zorlayan taraf. Küçük kız ve köpeği  birlikte oyun oynarlar, televizyonda bale gösterisi izlerler ve balerin olma hayali kurarlar.

 

Küçük kız dans etmeyi sevdiği için bale kursuna gider,  giyinirken köpeği de uzun uzun bakar tütüye ve ayakkabılara. Köpek de dans etmek ister.  Kız bale dersine onu da götürmek için babasından izin ister ama baba, “Köpekler bale yapmaz!” diye kestirip atar. Köpek bu yasağı dinlemez, bale kursuna gizlice gider ve sınıfın penceresinden dersi takip eder. Ders başlar ve öğretmen öğrencilerinden bir pozisyonu göstermelerini ister. Bunu duyan penceredeki köpek hızla sınıfa koşar ve öğretmene pozisyonu gösterir. Öğretmen sinirlenir, “Köpekler bale yapmaz!” der ve köpeği sınıftan atar.

Zavallı köpek çok üzülür, heyecanı uçup buhar olur ve ağlar. Günlerce, gecelerce kulübesinden çıkmaz, incinmiştir duyguları. Kitabın başında küçük kızın dediği gibi bu köpek farklıdır, kendini köpek gibi hissetmez, köpekler gibi değil de insanlar gibi davranır; bale yapmak ister, dans gösterisi izlemeyi sever, hayal kurar, ay ışığını sever.

Kitaptaki yetişkinler bu farklılıkları fark ediyorlar mıdır? Hayır!

Küçük kız ise köpeğinin farklılıkların farkındadır, bu ona hiç garip gelmez ve köpeğini kabullenir.

Hiçbir canlı doğuştan üstün değil

Hiçbir canlı diğerinden üstün değil. Bunu akıllardan çıkarmamalı. Küçük kızın doğum günü için babası bale gösterisi bileti alır. Küçük kız, köpeğinin da gelmesi için babasından izin ister ama babası, “Hayır! Sana bunu defalarca söyledim. Köpekler bale yapmaz! “der. Bu şekilde konunun kapandığını düşünürüz.

 Melek Göregenli, Temel Kavramlar: Önyargı, Kalıpyargı ve Ayrımcılık isimli makalesinde kalıpyargıyı, belirli bir objeye ya da gruba ilişkin bilgi boşluklarını dolduran, böylece onlar hakkında karar vermeyi kolaylaştıran, önceden oluşturulmuş bir takım izlenimler, atıflar bütünü olarak zihnimizde oluşturduğumuz imgeler olarak tanımlamaktadır (1).

Kitaptaki hayvan kahramanımız olan köpek de bu kalıpyargıdan “Köpekler bale yapmaz!” ifadesiyle payına düşeni alır. Küçük kız ise köpeğinin farklı olduğunu ve kendisinin bunu görüp kabullendiğini etrafındaki yetişkinlere bir türlü anlatamaz.  Kitaptaki  baba ve bale öğretmeni zihinlerindeki köpek imgesine uymadığı için köpeği ötekileştirirler.

Tüm kalıpyargılı kişiler ötekileştirilen grubu eştür olarak görme eğilimindedir. Grubun üyeleri bir örnek değil. Yaşamın her alanında çeşitlilik var. Öte yandan insanlar hayvanların canlı olduğunu da unutabilirler. “Geçmişten günümüze en yaygın kabul gören ahlaksal ayrım, (insan olsun ya da olmasın) insan topluluklarının bir üyesiyle onun dışında kalan varlıklar arasındaki ayrımdır. ‘Ahlaksal statüsü’ olan canlılar, hem görevlere, hem de haklara sahiptirler; dışarıdakiler ise genelde her ikisinden de yoksundur. Yerleşik ahlaki gelenek, tüm insanların, ister köle ister özgür, ister yabancı ister yerli olsun, eşit ahlaksal statüye sahip olduğunu savunan ‘hümanizm’ öğretisinin derin etkisi altındadır. Bu öğretinin temelinde de tüm insanların ve yalnızca insanların doğuştan üstün oldukları inancı yatmaktadır;  insanlar “hayvanlardan” çok farklıdır, çünkü Tanrı’nın kutsallığına sadece insanlar eriştirilmişlerdir (2).

 Sahnede bale yapan köpek ve onu alkışlayan yetişkinler

 Bale gösterisine köpeğini de götürmek isteyen küçük kız babasından izin alamayınca üzgün üzgün gider gösteriye. Ama o da ne? Sanki takip ediliyor, biri onu izliyor ve yalnız değilgösteride. Gösteri başlar, orkestra ve balerinler müthiştir. Derken ani bir kaza olur ve baş balerininin ayağı kayar.  Balerin sahneden aşağıya düşer. Her şeyin bittiğinin düşünüldüğü bir anda balerin kostümü giymiş bir köpek sahnede belirir, dans etmeye hazırdır. Ancak seyircilerden biri, “Bu bir köpek, köpekler bale yapmaz!,” diye bağırır.

Aynı şekilde izleyiciler arasında olan küçük kızın babası da “Köpekler bale yapmaz!“ diye homurdanır. Sahnede utancından yüzü kızaran köpek orkestra çalmaya başlayınca tüm olumsuzluklara rağmen dans etmeye koyulur. Köpek çok güzel dans eder. İzleyiciler de çok şaşırır. Müzik durur, gösteri biter ve köpek seyircileri selamlar, ön sıradan bir seyirci, “Bu bir köpek. Fakat bale yapan bir köpek!“ diye haykırır. Salondakiler köpeği alkışlamaya başlar. Köpek sahnede çok mutludur, küçük kızın babası, “İnanamıyorum, artık balerin bir köpeğimiz mi var?” der.  Küçük kız gururla şunu söyler: “Evet, köpekler bale yapabilir, tıpkı benim köpeğim gibi.”

Sonunda yetişkinlerin “Köpekler bale yapmaz!” yargısı kırılır.

Küçük kız sahnede çok güzel dans eden köpeğiyle gurur duyar. Farklılıklarımız kabul gördüğü zaman bize zenginlik, değer ve yetenek olarak geri döner.

Kaynakça
  1. Görgenli, M. (2018). Temel Kavramlar: Önyargı, Kalıpyargı ve Ayrımcılık. (Der.) K. Çayır ve M. Ayan. Ayrımcılık: Çok Boyutlu Yaklaşımlar. İstanbul Bilgi.
  2. Özgür, A. (2010). Hayvanlarla Yaşamı Paylaşmak. Veteriner Hekimleri Derneği Dergisi. 81 (2) :9-13.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki yazı
Kalıpyargıların Dışındaki Yaşlılar
Sonraki yazı
İnci’ye Uçuş Uçuş Bir Mektup: Belki Hep Vardın!

Son Yazılar

Menü