Su Değirmenlerinin Köyü: Kurosawa’dan Düşler

 

Seçil Büker

Herakleitos der ki, uyanık olanların dünyası bir ve ortaktır,

buna karşılık uyuyanların her biri kendi dünyasına çekilir. 

Su değirmenlerinin köyü 

Önce suyun sesi duyulur, ardından kuşlarınki. Karanlık… Ölüm imgesi olarak düşündüğümüz  karanlık. Sinemada, seyircinin bakışını kışkırtmak için doğanın güzellikleri bolca sunulmalıdır. Seyirci öyle bir haz almalıdır ki, yaşamın olağan akışında yaşlılığı ve ölümü yok sayarak sürdürdüğü hayatını unutsun; yaşlılık ve ölümle yüzleşsin. Bunu gençken yapması çok daha iyi olur.

Ölümün karanlığının üzerinde çiçekler açsın. Yaşlılıkla ilgili pek çok imge denenmiştir; ancak hiçbiri yaşam bulamamıştır. Çünkü süslemeler yaşlılığa yakıştırılmamıştır. Görsel imgeyi yaratan Kurosawa, yine maddeden yola çıkar. Yaşlılığa ilişkin şiirsel imgeyi; doğa, yaşlı erkek, genç erkek, cenaze töreni ve çocukları bir köyde birbirine bağlayarak kurar. Düşler (1990), son bölüm: Su Değirmenlerinin Köyü.

Aslında yaşlı adamın anlattığına göre köyün bir adı yoktur. Birileri, köyde çok sayıda su değirmeni bulunduğu için bu adı köye yakıştırmıştır. Su, ateşten çok farklı bir özü içinde barındırır. “Aynı nehirlere giren insanların üzerinden her daim farklı sular akar” (2) sözü, aslında suyun yazgısını vurgular. Genç adam Herakleitos’u kitaplardan değil; yaşlı adam, doğa ve doğanın içinde akıp giden nehirden öğrenir.

Miş’li bir hikâye
Su her dakika ölür. Toprak hemen köprünün yanı başında ölüvermiş hasta bir gezginin mezarı için çiçekler sunmaya koyulmuştur. Yaşlı adam da bu hikâyeyi babasından duymuştur. Oldukça eski bir hikâyedir. Adamcağızı hemen oracıkta gömüvermişler. Üzerine de mezar taşı yerine bir kaya parçası koymuşlar. Köprüden gelen geçen kayanın üzerine çiçek bırakır.

Su ölürken, toprak dirilir. Ölüyü suyun yanı başından yürüyerek uğurlarlar. Renkli bir şölen bu uğurlama. Değirmenler döner, hiç durmadan. Nehirde çıplak gözle görünmeyen bir Kharon kayığı. Sessizce ilerliyor. Sonsuzluklara doğru yola çıkmış. Yaşlı adamın dediğine göre “giden yaşlıysa şölen yapmalı. Zaten bu şiirsel doğada gençler ölmez. Demek şölenlerin sonu gelmeyecek.

Âşık olunan ilk kadın toprağa bırakıldığında suyla toprak birleşir. Su her gün ölürken yeniden doğar; değirmen suyun bedeni, çarkı döndüren bir araç. Su seyirciye şiirsel bir gerçeklik sunarken, seyirci hüzünlenmeden yaşlılık ve ölümü “deneyimler.” O sırada Turgut Uyar’ın Ölüme Dair Konuşmalar  şiiri geçer aklından.

Ölüm bir hatıra gibidir insanda;

Kâh hatırlanır kâh unutulur.

Fakat bir gün, bir gün nihayet

Gözle görülür elle tutulur… (1)

Genç üç kez şaşırır

Genç erkek köyde elektrik olmadığını fark ettiğinde çok şaşırır. “Gece karanlıktır, nasıl aydınlanıyorsunuz?” diye sorar. Yaşlı adam öyle olması gerektiğini söyler. Sonra geceyi aydınlatırsak yıldızları göremeyeceğimizi ekler. Ölümün imgesi olan karanlık onlar için ürkütücü değil. Aydınlık, karanlıkla betimlenir. Karanlık olmasa aydınlık olmaz. Suyun yanı hiç derin düşüncelere dalmamış olan genç adam ikinci kez şaşırır. Yaşlı adamı anlayamaz.

Çalgıların sesini duyduğunda genç adam bir kutlama olduğunu düşünür. Yaşlı adam, “Yok, cenaze töreni,” dediğinde üçleme tamamlanır. Artık bu son şaşırtıdır. Genç adam bir şöleni izlermişçesine gülümseyerek ölüyü uğurlayanları izler. En önde çocuklar, sonra yetişkinler ve tabut. Genç adam tabutu gördüğünde şapkasını çıkarır ve ölü bedeni selamlar. Yaşlı erkek en önde yürür. Belki de en yaşlı olduğu için önderlik görevini üstlenir. 103 yaşında olduğunu biliyoruz artık. Bu yaşa geldiği için şükreder.

Genç adam dönüşte hızlıca köprüden geçer, duydukları aklına gelmiş olmalı ki döner ve gezginin mezarının üzerindeki kayaya çiçek bırakır.

 

 

Heraklietos’a göre, “Çemberde başlangıç ve son ortaktır” (3).

 

 

 

Kaynakça

1.Turgut Uyar. (2002) Büyük Saat. YKY, s. 27.

2. Heraklietos. (2020) Fragmanlar. Çev. C. Çevik. İş Bankası, s. 18.

3. Heraklietos, 16.

 

Önceki yazı
Hokkaido’da Yaşlı Olmak: YouTube Günlüklerinde Seyirlik Yaşlılar
Sonraki yazı
Yaşlı Kadının Yükü: Koreeda’dan Fırtına Sonrası  

Son Yazılar

Menü